HIV/AIDS HASTALIĞININ SOSYAL BOYUTU
Doç.Dr.Veli DUYAN
Ankara Üniversitesi
Sağlık Bilimleri Fakültesi
Toplumun, gözle görülemeyen bir mikrobun hastalığa ve ölüme yol
açtığını
öğrenmesi irrasyonel korkulara ve paniğe yol açabilir.
HIV/AIDS’in sosyal yapısı onu modern tarihin en damgalayıcı tıbbi
konulardan
biri haline getirmiştir. AIDS bulaşıcı ve ölümcül bir hastalıktan çok daha
fazlasını ifade etmektedir. Salgın sonucu korku yaşanmakta, önyargılı
hareket
edilmesine ve HIV/AIDS’li kişilere yönelik ayrımcılığa yol açmaktadır.
HIV infeksiyonlu damgası vurmaya katkı veren farktörler kültürlere göre
farklılaşmasına rağmen, bu hemen hemen her toplumda görülmektedir. HIV
infeksiyonuna ilişkin damgalamada pek çok faktör katkı vermektedir.
Bunlar;
HIV’in bulaşma yolları hakkında yanlış bilgilenme, salgından en fazla
etkilenen
gruplara yönelik önyargılı tutumlar, HIV bulaşına neden olan cinsel ve
damar-içi uyuşturucu madde kullanımı gibi davranışlar, hastalık ve ölümle
ilgili korkular şeklinde sıralanabilir.
HIV/AIDS’te Damgalamanın Boyutları ve Hastalığın Özellikleri
| Damgalanma
Boyutları |
HIV/AIDS’in
Özellikleri |
| Gizlenebilirlik |
AIDS hastalığın ileri
aşamalarında gizlenemez |
| Bozuculuk |
AIDS engelleyicidir ve
dejeneratiftir |
| Estetizm |
AIDS’in ileri aşamalarında
beden görünümü bozulur |
| Köken |
İnsanlar HIV bulaşı nedeniyle
suçlanırlar |
| Süreç |
Dejeneratif ve geri
dönülemezdir |
| Tehlikelilik |
Başkaları için gerçek ya da
hayali riskler arzeder |
HIV’E BAĞLI DAMGALAMANIN TEMELLERİ
HIV infeksiyonlu ve AIDS’li kişilere yönelik önyargılar temel olarak
üç kaynaktan oluşmaktadır. İlk olarak, sosyal damgalama HIV bulaşı ile
ilgili olarak gerçek ve gerçek olmayan korkuların bir sonucudur. HIV ve
bulaşma yolları hakkındaki bilgi eksikliği ile korku arasında ilişki
olmasına
rağmen yetersiz bilgi HIV infeksiyonlu insanlardan uzak durma konusunu
tamamıyla açıklayamamaktadır. İkinci olarak, HIV infeksiyonundan en fazla
etkilenen gruplar çoğunlukla HIV salgını öncesinde toplum dışına itilmiş
gruplardır. Bu nedenle HIV’in yanısıra sosyal damgalar da AIDS damgası
için bir temel oluşturmaktadır. Son olarak, HIV infeksiyonunun klinik
seyrinin
kötü oluşu, ölüm ve ölüm süreci ile ilgili kültürel tutumlar ve korkulara
ile ölümcül hastalıklardan uzak durma eğilimine eşlik etmektedir.
HIV/AIDS’E BAĞLI DAMGALAMANIN ETKİLERİ
Toplumsal damgalar HIV infeksiyonlu kişiler için kronik bir stres
kaynağıdır.
İçselleştirilmiş damgalama psikolojik strese yol açan bir diğer
faktördür.
Sosyal desteğin kaybedilmesi, izolasyon duygusu ve terk edilme korkusu
yaşamı tehdit eden hastalıklara eşlik etmektedir.
HIV bağlantılı damgalama insanların vermek istedikleri sosyal desteğin
miktarını önemli ölçüde etkilemektedir.
Damgalama ulaşılabilir sosyal destekleri olumsuz yönde etkilemekle
birlikte sosyal destek algısını da etkiler.
HIV İnfeksiyonu/AIDS’e Bağlı Kayıplar ve Bunların Nedenleri
| Kayıplar |
Kayıpların
Nedenleri |
| İş |
a) İnfeksiyon
b) Hastalık sonucu ortaya çıkan sakatlıklar |
| Aile |
a) Korku
b) Damgalanma
c) Başedebilme becerisinin olmaması |
| Arkadaşlar |
a) Korku
b) Damgalanma
c) Başedebilme becerisinin olmaması
d) AIDS’ten dolayı arkadaşların ölmesi |
| Tıbbi bakım |
a) Sigorta olanaklarından
yararlanamama sonucu |
| Parasal |
a) İş kaybı
b) Tıbbi bakım masraflarının artması |
| Sosyal
destekler |
a) Korku
b) Damgalanma
c) Başedebilme becerisinin olmaması sonucu |
| Benlik saygısı ve
gurur |
a) Kendini suçlama |
| Fiziksel/duygusal
temas |
a) Bulaş yolları hakkındaki
gerçekçi olmayan korkular |
| Geleceğe ilişkin
amaçlar ve emeller |
a) Kronik ve yaşamı tehdit
eden bir hastalıkla yüzyüze gelme sonucu |
| Cinsel
partnerler |
a) Korku
b) Başedebilme becerisinin olmaması sonucu |
| Ev hayvanları |
a) Patojenlerin olası
taşıyıcıları oldukları için |
| Yaşam tarzı
değişiklikleri |
a) Sağlık üzerindeki hastalık
yapıcı etkileri nedeniyle |
SOSYAL AYRIMCILIK
HIV infeksiyonlu insanlara yönelik ayrımcılık diğer damgalama biçimlerinin
yarattığı önyargılar ve korkulardan kaynaklanmaktadır
İşyerindeki ayrımcılık kapsamında sorumlulukların azaltılması, diğer
meslektaşlardan
ya da toplumdan yalıtma ve işten çıkartma şeklindedir.
Sağlık hizmetleri vericileri tarafından yapılan damgalar ve onların
önyargıları
özellikle problem yaratmaktadır.
HIV infeksiyonlu insanlara tıbbi hizmet verme konusunda çekinceli
davranmaya
çeşitli faktörler katkıda bulunabilir.
HIV’in kan yoluyla bulaşması nedeniyle invasiv müdahale yapan tıbbi
personel
HIV infeksiyonundan çok yoğun bir biçimde korkabilir.
SOSYAL DESTEK
Sosyal desteğin genellikle kabul gören operasyonel bir tanımı yoktur.
Sosyal destek, burada, destek gereksinimleri, erişilebilir kaynaklar ve
doyumu içeren çok boyutlu bir yapı olarak tanımlanmaktadır. Bunlara ek
olarak, sosyal destek, temas halinde bulunulan kişi sayısı ve bunların
türü, ilişkilerin işlevsel içeriği, algılanan niteliği ya da desteğin
yeterliliği
olmak üzere kişilerarası ilişkilerin çeşitli boyutlarına işaret etmektedir
Literatürde sağlıkla ilişkili sosyal destekle ilgili iki kavramsal
model açıklanmıştır: Doğrudan etki modelleri, sosyal desteğin sağlık
durumunu
geliştirdiğini, benlik saygısını güçlendirdiğini ya da algılanan kontrol
duygusunu artırdığını kabul etmektedir. Diğer taraftan strese karşı bir
kalkan olarak kabul eden modeller, bir kişi tehdit altında kaldığı zaman,
sosyal desteğin bilgi düzeyini, duygusal iyilik halini artırdığını ya da
somut kaynakların sağlık üzerinde olumlu etkileri bulunduğunu
vurgulamaktadır
Desteğin işlevsel boyutlarına ek olarak, destek ilişkilerinin
yapısının
sağlıkla ilgili doğurguları bulunmaktadır. Desteğin yapısal parçaları,
sosyal temasların sıklığı, destek kaynağı olan ilişkiler, karşılıklı
destek
fırsatı ve bireylerin destekleyici ilişkilere bütünleşmesi şeklinde
sıralanabilir
SOSYAL DESTEĞİN İŞLEVSEL BOYUTLARI
Desteklenmiş olduğunu hissetme duygusu kurulan sosyal temastan çok daha
fazla faktör tarafından belirlenmektedir Duygusal destek, benlik saygısı,
kendilik değeri ve ait olma duygusu üzerinde olumlu etkileri olan
rahatlatma,
duygulanım ve desteklemeyi kapsamaktadır. Bilgi sağlayıcı destek, tavsiye
verme ya da güncel bilgi sunma gibi, kişilerin HIV infeksiyonunu anlama,
yorumlama ya da onunla başetmesine yardımcı olabilir. Son olarak, materyal
sağlama, yardım etme ve hizmet sunmanın pratik işlevleri vardır ve
desteğin
araçsal boyutunu oluşturur. Her üç destek türünün de HIV pozitif
bireylerin
psikolojik uyumunu artırdığı söylenebilir.
HIV/AIDS’TE SOSYAL DESTEK
İnsanlar HIV pozitif olduklarını öğrendikleri testten hemen sonra bir
krize girme eğilimindedirler ve güçlü duygusal ve bilgi sağlayıcı
desteklerden
en fazla yararı elde ederler ancak bu korku, damgalama, hastalık, ölüm
ve AIDS’e yönelik tutumlar nedeniyle buna ulaşmak ne yazık ki mümkün
olmaz.
HIV infeksiyonunun ilerleyen aşamalarında sosyal destek alma olanağının
azalması kızgınlık, gücenme, umutsuzluk ve depresyon düzeyini
artırmaktadır.
HIV infeksiyonu kaçınılmaz olarak hastaneye yatma, beceri kaybı, işsizlik
ve yorgunluk sonuçlarını doğurmakta ve bunların tümü de sosyal izolasyona
neden olmaktadır.
Destek ilişkisinde olmayan bir kişi AIDS’ten ölebilir, acıdan
tükenmişliği
yaşayabilir, hastalık ve buna bağlı olarak ortaya çıkan kayıplar nedeniyle
uzaklaşabilir. Bu nedenle dolayısıyla henüz semptom göstermeyen HIV
pozitif
ve HIV negatif kişilerle karşılaştırıldığı zaman çok sayıdaki kaynaklardan
destek istemektedirler. Artan destek gereksinimini karşılamak için AIDS
hizmet kuruluşları, akıl sağlığı ve fiziksel sağlık hizmeti verenler ve
diğerleri, diğer kronik ve yaşamı tehdit eden hastalıklar için
geliştirilen
programları model alan sosyal destek müdahaleleri geliştirmişlerdir. Bu
müdahale yöntemlerinin ülkemizde de yaygınlaştırılması gerekmektedir.